Yapay Zeka Nedir? Ne Değildir?

Yapay Zeka Nedir? Ne Değildir?

“Yapay Zeka Nedir?” sorusunun altında yatan güdü, yabancı bir varlığa duyulan meraktan oldukça ötede. İçine doğmadığımız ama kendimizi çepeçevre yapay zekâ ile sarılı bulduğumuz bir dönemin karakterleriyiz. Günümüzde “veri” yeni dünya düzeninin petrolü olarak işaret ediliyor. Bir nevi ham madde olarak veri ile beslenen yapay zekâ (AI) teknolojisinin ise tarihteki elektrik dönüşümüne benzer bir etki doğurduğu ifade ediliyor. Tercihlerimiz yapay zekâ ile yönetiliyor, içerikler yapay zekâ ile üretiliyor, psikolojiler yapay zekâ ile düzeltiliyor (?), yapay zekâ kullanıldığı gerekçesiyle bazı hizmetlere ekstra ücret ödüyoruz. Tüm bu faydaları gerçekte kimden, nasıl bir varlıktan beklediğimizi gerçekten biliyor muyuz? Gündelik ifadelerimizi oluşturan yapay zekâ, algoritma, makine öğrenmesi, derin öğrenme, regresyon, ağırlık gibi ifadelerle neyi ifade ettiğimizi gerçekten biliyor muyuz?

Yapay Zeka Nedir?

En temel tanımıyla yapay zeka, insan zekasına ilişkin öğrenme, sonuç çıkarma, karar verme ve problem çözme gibi görevleri yerine getirmek amacıyla büyük veri setleri üzerinde karmaşık matematiksel modeller ve algoritmalar üreten bir bilgisayar teknolojisidir.

Hemen her yerde kullanılan bu temel tanımda dikkat edilmesi gereken üç nokta bulunuyor: görevleri yerine getirme, veri setleri üzerinde çalışma ve bir bilgisayar teknolojisi olma. İlk olarak yapay zekanın belirli görevler üzerinde çalıştığını önemle belirtmek gerek. Diğer bir ifadeyle, insan zekasında görülen, mekanik, duygusal, sezgisel vb. tüm görevleri yerine getirmek ve bunlar arasında kolaylıkla geçiş yapmak gibi bir gelişmişlik, mevcut yapay zeka teknolojisinde en azından şu an için söz konusu değil. İkinci olarak, yapay zeka olarak adlandırılan bu teknoloji, veri setleri üzerinde çalışan bir sistem. Dolayısıyla, veri setinden tamamen bağımsız bir çıktının elde edilmesi çoğu tür için mümkün değildir. Son olarak dikkat edilmesi gereken husus, yapay zekanın karmaşık işlemler yapabilen bir bilgisayar teknolojisi olması. Diğer bir deyişle yapay zeka bir dizi algoritmalar, matematiksel kurallar bütününden ibaret.

Yapay Zeka Ne Değildir?

Yukarıdaki başlıkta sayılan, büyük veri kümeleri üzerinde öğrenme, yeni durumlara ilişkin çıkarım yaparak karar verme, problem çözme kriterleri sağlamayan uygulamaların yapay zeka olarak kabul edilmesi söz konusu değil. Diğer bir ifadeyle, her yazılım bir yapay zeka uygulaması değildir. Tam da bu noktada, uygulamada yapay zeka niteliği olmayan bu yazılımların yapay zeka olarak sunulması karşılığında çeşitli ücretlerin alınması AI Washing problemine işaret ediyor.

Dolayısıyla, önceden belirlenmiş klasik if-else kurallarına göre işlev gören, öğrenme yeteneği olmayan hesap makinesi uygulamaları ile muhasebe uygulamalarının yapay zeka uygulaması olduğu kabul edilememekte. Aynı şekilde, evet-hayır seçenekleri üzerinden ilerleyen basit chatbotlar da birer karar ağacı (decision tree) olduğundan yapay zeka uygulaması olarak kabul edilmemektedir.

Sıklıkla karıştırılan bir diğer husus, yapay zeka ve otomasyon kavramlarıdır. Otomasyonda, sistemin, önceden belirlenmiş kurallar dahilinde hızlıca reaksiyon alması söz konusudur. E-ticaret platformları üzerinden yapılan alışverişe ilişkin gönderilen bilgilendirme mailleri gündelik hayatta en sık karşılaştığımız otomasyon sistemlere örnektir.

Yapay Zekanın Türleri

Yapay zeka temelde, yeteneklerine göre yapay zeka ve fonksiyonlarına göre yapay zeka olarak ikiye ayrılmaktadır. Sayılan iki grup altında da çeşitli yapay zeka türleri bulunmaktadır.

Yapay zeka sistemlerden beklenti gündeme geldiğinde, mevzubahis sistemlerin tümüyle insanın yerini aldığı yahut yakın gelecekte alacağı, insan emeği ile elde edilen çıktılardan daha verimli ürünlerin elde edildiği gibi distopik bir anlatı hüküm sürüyor. Oysa teori henüz bu algıya hizmet edebilecek bir sonuç üretemiyor. İşte tam bu noktada, dar yapay zeka, genel yapay zeka, süper yapay zeka kavramlarına dikkat çekmek gerekiyor.

Dar yapay zeka (Narrow AI) kavramı, günümüzde kullandığımız, karşılaştığımız ve “yapay zeka” olarak adlandırdığımız tüm sistemleri kapsamına alıyor. Bu yapay zeka türü, yalnızca belirli, tanımlanmış ve kısıtlı bir görevi yerine getirmek üzere tasarlanmış ve eğitilmiş yapay zeka türü olarak tanımlanıyor.

Örneğin, Siri ve Alexa gibi sesli asistanların doğal dil işleme yoluyla komutları yanıtlama konusunda oldukça yetkin olduğu görülüyor peki bu sesli asistanlardan otonom sürüş beklersek sonuç ne olur? Bir diğer örnek olarak, Netflix veya Spotify gibi platformların kullandığı öneri algoritmaları oldukça iyi çalışan yapay zeka uygulamaları ancak bu algoritmalar yalnızca kullanıcı tercihlerini analiz ederek tahminlerde bulunmakta. Benzer şekilde, yüz tanıma sistemleri biyometrik veri eşleştirmesine, otonom araçlar ise çevresel sensör verilerinin rasyonel bir biçimde işlenmesine odaklanmakta.

Sayılan sistemlerin her biri kendi ‘dar’ alanında insan performansını aşan sonuçlar üretse de, bir satranç yazılımının hukuki bir metni yorumlayamaması veya bir yüz tanıma sisteminin tıbbi teşhis koyamaması, bu teknolojilerin zihinsel bir bütünlükten ziyade işlevsel birer araç (tool) olduğunu göstermektedir. Kullanıcı tarafında, bu sınırlı algoritmaların her şeyi bilen bir insanüstü varlık olarak algılanması ise dijital dünyadaki irade manipülasyonunun ve rasyonel olmayan güven duygusunun temelini oluşturmakta.

Diğer bir yandan, insanüstü varlık kavramı tabii ki mevcut hayaller ve hatta projeler arasında. İşte bu noktada karşımıza genel yapay zeka (artificial general intelligence) ve süper yapay zeka (artificial super intelligence) çıkıyor.

Yapay zeka literatüründe ulaşılması beklenen ilk nihai hedef, genel yapay zeka. AGI, bir insanın sahip olduğu tüm entelektüel yetenekleri dijital bir ortamda sergileyebilen, bağlamdan bağımsız akıl yürütebilen ve soyut düşünme becerisine sahip teorik bir sistem türü olarak açıklanıyor. Dar yapay zeka uygulamalarına kıyasen, bir alanda edinilen tecrübenin tamamen farklı bir disipline transfer edilebilmesi (transfer learning), belirsizlik durumlarında sağduyulu kararlar verilebilmesi ve öz farkındalık geliştirerek kendi hedeflerini belirleyebilmesi söz konusu. Ancak, mevcut teknolojik imkanlar ve Büyük Dil Modelleri (LLM), her ne kadar geniş bir bilgi yelpazesinde yüksek performans sergilese de, henüz bir insanın sahip olduğu ‘dünyayı bütüncül bir biçimde anlama’ ve ‘gerçek neden-sonuç ilişkisi kurma’ yetisinden mahrum kalıyor. Bu bağlamda AGI, bilimsel bir gerçeklikten ziyade bir araştırma vizyonu, ulaşılması gereken hedef olarak varlığını sürdürmekte.

Süper yapay zeka ise, pratikte şu an için hedefin ulaşması gereken hedef üstü hedefi, tanrısal yapay zekayı oluşturuyor. Bu yapay zeka türünde bilimsel yaratıcılık, stratejik planlama ve sosyal beceriler de dahil olmak üzere zekanın her alanında en yetenekli insan zihnini dahi geride bırakabilecek bilişsel düzeyden söz ediliyor. Bu yapının, yalnızca mevcut verileri işlemekle kalmayıp, kendi kodunu ve donanımını sürekli optimize ederek ‘zeka patlaması’ (intelligence explosion) yoluyla insan kavrayışının tamamen ötesine geçen bir rasyonaliteye ulaşacağı planlanmaktadır.

Sonuç olarak, yapay zekanın ne olduğu, dilimizden düşmeyen kavramların neyi ifade ettiğini anlamak oldukça mühim. Yaklaşık değerler üzerinden değerlendirmeler yapmak, güncel hukuki problemlere etki etmemekle birlikte, sonu gelmez beyhude bir tartışmadan öteye gitmiyor. Teknoloji dünyasının hangi noktada olduğunun az çok algılanması; yapay zekaya elektronik kişilik adı altında hukuki kişilik verilmesi, yapay zekanın zarardan doğrudan sorumlu tutulabilmesi gibi hukuk dünyasının gündemini uzunca süre meşgul eden bu bahislerin de günümüzün problemleri arasında olmadığının kolaylıkla anlaşılmasını sağlıyor. Süper zekanın insan emeğini ortadan kaldırması ve dünya çapında ciddi oranlarda işsizlik problemi yaratacağı problemine odaklanan dünya ve bilhassa ülkemiz insanının, ai washing, shadow ai gibi güncel ve uygulamada problem yaratan hususları nispeten göz ardı etmesinin ise düzenin trajikomik ve sarkastik mizah ürünü olduğu söylenebilir..