Birlikte Çalışabilirlik (Interoperability)

Birlikte Çalışabilirlik (Interoperability)

Teknolojinin gelişmesi ve gelişen teknolojinin hukuk dünyasında yer edinmesi ile sıkça anılır hale gelen kavramlardan biri “birlikte çalışabilirlik”.

Türk hukukunda bilhassa Rekabet Kurumu kararlarında karşılaştığımız birlikte çalışabilirlik (ara işlerlik) kavramının DSA, DMA, AI Act gibi Avrupa düzenlemelerinde “interoperability” başlığı ile önemle vurgulandığını görüyoruz. 

Yeni dönem düzenlemeler olarak sayılabilecek bu hukuki düzenlemelerde sıklıkla yer verilen birlikte çalışabilirlik kavramının ilerleyen yıllarda gündemi meşgul edecek konuların başında gelebileceğini söylemek zor değil. 

Birlikte Çalışabilirlik (Interoperability) Nedir?

Birlikte çalışabilirlik; farklı yazılım ve/veya donanıma sahip birden fazla sistem yahut organizasyonun kesinti, anlam ve veri kaybı olmadan birbiriyle çalışabilme yeteneği olarak tanımlanmaktadır. Ancak, kavramın etki alanı göz önüne alındığında, birlikte çalışabilirlik yetisinin çalışma gruplarını, organizasyonları, şirketleri, sektörleri, ekosistemleri ve hatta devletleri içine alacak şekilde geniş yorumlanması gerektiği söylenebilir.

Bu noktada, kavramsal karmaşayı önlemek adına, veri taşınabilirliği (data portability) ile birlikte çalışabilirlik (interoperability) kavramları arasındaki ayırt edici sınırı belirginleştirmek faydalı olacaktır.

Data portability olarak da bilinen veri taşınabilirliği; verinin, veriyi elinde bulunduran platform veya şirketten alınıp bir başka platforma, kesinti ve veri kaybı olmadan aktarabilmesine ilişkin teknik imkandır. Dolayısıyla, bu noktada veri formatlarının uyumu, veri bütünlüğü ve kalitesi, veriye ulaşımı mümkün kılan uygulama programlama arayüzleri (API) ve analojinin kurulması gibi hususlara dikkat edilmektedir. 

Interoperability kavramına gelindiğinde, data portability yetisini de içinde barındıran geniş bir kapsamla karşılaşılmaktadır. Bu itibarla, birlikte çalışabilirlik, yalnızca verinin kesintisiz iletimini değil, anlamının korunmasını, taşımanın yasal zemininin yaratılmasını ve platformlar yahut şirketler arası organizasyonel denkliğin belirlenmesini gerekli kılmaktadır. Dolayısıyla, verinin teknik olarak yer değişimini değil, doğru verinin doğru zamanda doğru yetkililer tarafından erişilebilir ve anlaşılabilir olmasını ifade etmektedir. 

Birlikte Çalışabilirlik Kapsamı

Birlikte çalışabilirlik (interoperability), günümüz dijital piyasalarında sistemlerin yalnızca birbirine bağlanmasından veya verilerin ortam değiştirmesinden ibaret olan basit ve statik bir eylem değildir. Hukuki zeminden kurumsal işleyişe, anlamsal bütünlükten teknik protokollere kadar uzanan çok katmanlı ve dinamik bir yapı arz eder.

Mevzubahis yapı uygulamada ikili bir “var” veya “yok” durumu olarak değerlendirilemez; aksine, gerçek bir entegrasyon ancak dört temel birlikte çalışabilirlik türünün eşzamanlı ve kademeli olarak tesis edilmesiyle mümkündür.

Bu yapının en temel ayağını teknik birlikte çalışabilirlik oluşturur. Bu tür, sistemlerin protokoller ve uyumlu syntax (sözdizimi) kuralları aracılığıyla kesintisiz ve sorunsuz bir veri alışverişi yapmasını ifade etmektedir. İstemciden alıcıya veri ulaştırılırken, donanım ve yazılımların iletişim kurabilmesi için OSI referans modelinin yedi bağımsız katmanında (fiziksel katmandan uygulama katmanına kadar) uçtan uca bir uyum sağlanması şarttır. Ağ kartlarındaki MAC adreslerinden, IP gibi yönlendirme kurallarına ve HTTP gibi evrensel protokollere kadar uzanan bu süreç, farklı altyapıların ortak bir teknik dil konuşmasını sağlar.

Ancak verinin yalnızca teknik olarak aktarılabilmesi, o verinin karşı tarafta işlevsel olacağı anlamına gelmez; işte bu noktada semantik (anlamsal) birlikte çalışabilirlik devreye girer.

Semantik uyum, paylaşılan verinin hedef sistem tarafından aynı anlamda yorumlanabilmesi için ortak veri modelleri ve terminolojilerin kullanılmasıdır. İki sistem arasında anlamlı bir iletişim kurulabilmesi için uyumlu veri formatlarının (JSON, XML vb.) ve ortak sözlüklerin (Schema.org gibi) önceden belirlenmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, teknik olarak kusursuz bir şekilde iletilen veri, ontolojik farklılıklar ve veri modeli uyumsuzlukları nedeniyle alıcı sistemde yanlış bağlamda yorumlanarak anlamını yitirecektir.

Verinin teknik ve anlamsal olarak aktarılabilirliği, sürecin uygulanabilirliği için yeterli değildir. Yasal birlikte çalışabilirlik, veri paylaşımını düzenleyen ve yasal hâle getiren kanunlar, sözleşmeler, standartlar ve yönetmeliklere tam uyumu gerektirir. Verinin paydaşlar arasında dolaşımını sağlayan süreçlerin hukuken öngörülebilir, meşru ve sürdürülebilir olması oldukça önemlidir. Bu kapsamda yasal çerçeveler, veri dolaşımının önündeki hukuki engelleri kaldırarak taraflara güvenli bir etkileşim alanı sunar.

Son olarak, bu entegre altyapıyı hayata geçirecek ve yönetecek kurumların uyumunu ifade eden organizasyonel birlikte çalışabilirlik karşımıza çıkar. Bu katman, kurumlar arası veri paylaşımını destekleyen politikalar, yönetim yapıları ve iş süreçlerinin ortak bir düzlemde oluşturulmasıdır. Kurumlar arasında teknik, anlamsal ve yasal uyum yakalansa dahi; karar alma mekanizmaları, roller ve sorumluluklar senkronize edilmediği müddetçe (organizasyonel uyumsuzluk halinde) birlikte çalışabilirlik fiilen hayata geçirilemez

AB Interoperability Düzenlemeleri

Avrupa Birliği’nin (AB) kuruluş felsefesinde yer alan ortak pazar ideali; malların, hizmetlerin ve sermayenin serbest dolaşımını hedeflerken günümüz dijital çağında bu hedef yerini verinin ve sistemlerin serbest dolaşımına bıraktığı görülmektedir. AB’nin 2030 Dijital Pusula (Digital Decade) hedefleri doğrultusunda, üye devletler ve teknoloji devleri arasındaki sistemsel yeknesaklaşmayı sağlamanın yolu ise birlikte çalışabilirlik (interoperability) ilkesinden geçmektedir.

Geçmişte platformların kendi inisiyatifine bırakılan bu kavram; günümüzde rekabeti korumak, veri silolarının oluşmasını (lock-in effect) önlemek ve kamu hizmetlerini kesintisiz kılmak adına zorunlu birer regülasyon setine dönüşmüştür.

1. Dijital Pazarı Şekillendiren Yeni Nesil AB Regülasyonları

AB, dikey ve yatay eksende veri yönetişimini ve piyasa dengesini sağlamak amacıyla birbiriyle doğrudan bağlantılı devrim niteliğinde yasal düzenlemeler yürürlüğe koymuştur. Bu doğrultuda öne çıkan temel mevzuatlar şunlardır:

  • Digital Markets Act (DMA – Dijital Pazarlar Yasası): Dijital piyasalarda adil rekabeti sağlamak adına “geçit bekçisi” (gatekeeper) olarak tanımlanan dev platformlara katı kurallar getirmiştir. Yasanın dikey birlikte çalışabilirlik (m. 6/7) hükmü, geçit bekçilerinin kendi donanım ve yazılım özelliklerine üçüncü taraf sağlayıcıların ücretsiz ve etkin erişimine izin vermesini zorunlu kılar. Yatay birlikte çalışabilirlik (m. 7/1) hükmü ise WhatsApp gibi mesajlaşma devlerinin, daha küçük uygulamalarla entegre olabilecek teknik altyapıyı sunmasını şart koşmaktadır.
  • Data Act (Veri Yasası): Veri ekonomisi yaratmayı ve bulut sağlayıcıları arasındaki geçiş engellerini kaldırmayı amaçlar. Yasa kapsamında bulut taşınabilirliği (m. 23 & m. 25) uyarınca sağlayıcılar, kullanıcıların başka bir sağlayıcıya sorunsuz geçebilmesi için birlikte çalışabilir formatlar sunmakla yükümlüdür. Ayrıca akıllı sözleşmelerin (m. 30) de teknik olarak birlikte çalışabilir kurgulanması ve verinin anlamını koruması (semantik birlikte çalışabilirlik) zorunludur.
  • AI Act (Yapay Zeka Tüzüğü): Yapay zeka sistemlerinin güvenli ve şeffaf entegrasyonunu hedefler. Özellikle yüksek riskli yapay zeka sistemlerinin mevcut dijital altyapılarla hatasız etkileşime girmesi için veri alışverişine imkan sağlayan uyumlaştırılmış standartlara uygun olması yasal bir zorunluluktur.
  • Data Governance Act (DGA – Veri Yönetişimi Yasası): Ortak Avrupa Veri Alanlarının (Common European Data Spaces) etkin çalışabilmesi için dikey eksende kurallar koyar. Kamu verilerinin yeniden kullanımı, veri aracılarının (data intermediaries) teknik uyumluluğu ve veri bağışçılığı (data altruism) süreçlerinde yüksek düzeyde teknik ve semantik standartlar aranmaktadır.

2. Kamu Sektöründe Entegrasyon ve Ortak Çerçeveler (EIF, NIF, DIF)

Birlikte çalışabilirliği salt teknik bir konu olmaktan çıkarıp yasal, organizasyonel ve semantik katmanlarda ele alan AB, Interoperable Europe Act (2024) ile bu süreci bağlayıcı hale getirmiştir. Bu bütünsel vizyon, üç katmanlı bir idari çerçeve üzerinden yürütülmektedir:

  • European Interoperability Framework (EIF): AB genelinde kamu hizmetlerinin dijitalleşme sınırlarını çizen, kamu-kamu (A2A), kamu-işletme (A2B) ve kamu-vatandaş (A2C) ilişkilerini düzenleyen çatı çerçevedir.
  • National Interoperability Framework (NIF): Her üye devletin, EIF ilkeleriyle uyumlu olacak şekilde kendi ulusal birlikte çalışabilirlik altyapısını ve mevzuatını oluşturma yükümlülüğünü ifade eden yatay yapıdır.
  • Domain-Specific Interoperability Framework (DIF): Sağlık, adalet, sınır kontrolü (EES, VIS, ETIAS) ile emniyet ve adli iş birliği (SIS, Eurodac, ECRIS-TCN) gibi hassas ve sektörel alanlardaki veri sistemlerinin entegrasyonunu sağlayan dikey çerçevelerdir.

AB’nin yeni dijital mevzuat dalgası; teknik uyumluluğun ötesinde, idari yükleri azaltan yasal birlikte çalışabilirliği ve dil engellerini aşan semantik birlikte çalışabilirliği merkezine almaktadır. Nesnelerin internetinden (IoT) yapay zekaya kadar tüm süreçlerde veri kilitlenmesini kırarak inovasyonu teşvik eden bu düzenlemeler, küresel dijital hukukun da yeni standartlarını belirlemektedir.